Yüzde Sarkma Neden Olur, Nasıl Tedavi Edilir?
Güncelleme tarihi: 19 Eki
Muayenehanede en sık duyduğum cümle şu: "Doktor bey, kırışığım yok aslında ama yüzüm düşmüş gibi."
Haklılar. Kırışık ve sarkma aynı şey değil. Kırışık yüzeyde olan bir doku sorunu; sarkma ise yüzün altındaki taşıyıcı yapının gevşemesi. Krem, serum ya da yüzeysel bakımlarla kırışığa bir şeyler yapabilirsiniz. Sarkmada işin rengi değişir, çünkü sorun ciltten daha derinde.
Bu yazıda sarkmanın neden olduğunu, ilk belirtilerinin nasıl fark edildiğini ve elimizdeki tedavi seçeneklerini anlatacağım. Kırklareli, Lüleburgaz, Babaeski, Vize, Pınarhisar ve Edirne'den gelen hastalarımın en çok sorduğu şeyleri de yazının sonuna soru-cevap olarak ekledim.
Sarkma tek bir nedenden olmuyor
İnsanlar genelde tek bir sebep arıyor. Oysa yüzün düşmesi dört ayrı katmanda aynı anda yaşanan bir süreç.
Kolajen ve elastin azalır. 25 yaşından sonra ciltteki kolajen üretimi her yıl bir miktar düşer. Elastin lifleri de yıpranır. Cilt eskisi gibi geri toparlanmaz.
Yağ yastıkçıkları yer değiştirir. Yüzde birbirinden bağımsız yağ bölmeleri var. Yaşla birlikte bunların bir kısmı erir, bir kısmı yerçekimiyle aşağı kayar. Elmacık kemiği üzerindeki dolgunluk azalırken çene hattının hemen üstünde birikinti oluşur. Yani yüzün üst kısmı boşalır, alt kısmı ağırlaşır.
Kemik yapısı geriler. Bunu duyunca çoğu hasta şaşırıyor ama göz çevresi ve çene kemiğinde yaşla birlikte belirgin bir hacim kaybı olur. Üzerine gerilen dokular için zemin küçülünce, doku bol gelmeye başlar.
Kas ve bağ dokusu gevşer. Yüzün altındaki SMAS tabakası ve bağlar zamanla esnekliğini kaybeder.
Bunlara bir de dış etkenler biniyor. Güneş, sarkmayı hızlandıran faktörlerin başında geliyor. Trakya'da tarım, hayvancılık, inşaat ya da uzun yol şoförlüğü gibi açık havada geçen bir işiniz varsa cilt yaşlanmanız takvim yaşınızın önünde gidiyor olabilir. Muayenede bunu sık görüyorum: iki hasta aynı yaşta, biri kapalı ortamda çalışmış, diğeri tarlada. Aradaki fark bazen on yıl.
Sigara, ani kilo kayıpları, kronik uykusuzluk ve genetik yatkınlık da tabloya ekleniyor.
İlk belirtiler aynada değil, fotoğraflarda fark edilir
Sarkma sinsi ilerler. Aynaya her gün baktığınız için değişimi yakalayamazsınız. Genelde eski bir fotoğrafa denk gelince ya da birinin çektiği bir kareyi görünce fark edilir.
Erken dönem işaretleri şunlar:
Kaşın dış ucunun düşmesi, göz kapağında ağırlık hissi
Elmacık bölgesinin düzleşmesi, yanağın "inmiş" görünmesi
Burun kenarından ağız köşesine inen çizginin derinleşmesi
Ağız kenarından aşağı inen marionette çizgileri
Çene hattının netliğini kaybetmesi, kenarda hafif birikinti (jowl)
Boyun ile çene arasındaki açının kapanması, gıdı görünümü
Bir de şu var: yorgun görünme şikâyeti. Hasta "dinlendim ama yüzüm yorgun duruyor" diyor. Çoğu zaman altında orta yüz hacim kaybı yatıyor.
Herkese aynı tedavi uygulanmaz
Burası önemli. Sarkmanın derecesi ve tipi, hangi yöntemin işe yarayacağını belirler. Cilt kalitesi, doku kalınlığı, kemik yapısı, kilo geçmişi, sigara kullanımı, hatta hastanın işinden kaç gün ayrılabileceği bile karara giriyor.
Bu yüzden muayenede önce şuna bakarım: sorun gerçekten sarkma mı, yoksa hacim kaybı mı? İkisi çok karışır. Hacim kaybını sıkılaştırma cihazıyla, sarkmayı dolguyla çözmeye çalışmak boşa emek ve boşa para demektir.
Ameliyatsız seçenekler
Odaklanmış ultrason (mikrofokuslu ultrason). Ultrason enerjisini cildin belirli derinliklerinde noktasal olarak yoğunlaştırır. Hedef, SMAS dahil taşıyıcı katmanlarda kontrollü bir uyarı oluşturup kolajen yenilenmesini tetiklemek. Çene hattı ve kaş bölgesinde tercih edilen yöntemlerden biri. Etki hemen değil, birkaç ay içinde oturur.
Monopolar radyofrekans. Radyofrekans enerjisi dokuyu daha geniş bir alanda ve daha homojen ısıtır. Ultrasondan farklı bir mekanizmayla, daha çok cilt kalitesi ve genel doku toparlanması üzerinde çalışır. Yanak ve boyun bölgesinde işe yarar.
İkisinin birlikte kullanımı. Bu iki teknoloji farklı katmanlarda ve farklı biçimde çalıştığı için birbirini tamamlayabiliyor. Uygun hastada kombine protokoller, tek başına uygulamalara göre daha bütünlüklü bir sonuç veriyor. Ancak her hastaya kombinasyon gerekmez; gereksiz seans yüklemek doğru bir yaklaşım değil.
Dolgu ile hacim düzenlemesi. Sarkmanın altında hacim kaybı varsa, doğru bölgeye yapılan destek yüzün taşıyıcı mimarisini yeniden kurabilir. Buradaki kritik nokta miktar değil, yerleşim. Yanlış yere yapılan dolgu yüzü daha ağır ve daha düşük gösterebiliyor. Son yıllarda en çok bu konuda düzeltme talebiyle karşılaşıyorum.
Askı iplikleri. Belirli hasta grubunda, özellikle hafif-orta derece sarkmada mekanik destek sağlar. Kalıcılığı sınırlıdır ve hasta seçimi çok belirleyicidir.
Fraksiyonel lazer uygulamaları. Doğrudan sarkmayı çözmez ama cilt yüzeyi, gözenek ve doku kalitesi üzerinde çalışır. Genelde bir bütünün parçası olarak kullanılır.
Ameliyat ne zaman gerekir?
Dürüst olmak gerekirse: ileri derece sarkmada enerji temelli yöntemler cerrahinin yerini tutmaz. Deri fazlalığı belirginse, boyun bandı sarkmışsa, hasta 60'lı yaşlardaysa ve beklentisi yüksekse doğru adres plastik cerrahidir. Hastaya bunu söylemek bazen hoşuna gitmiyor, ama gerçekçi olmayan bir beklentiyle işlem yapmak iki tarafı da mutsuz ediyor.
Ameliyatsız yöntemler daha çok üç yerde işe yarıyor: erken ve orta derece sarkmada, ameliyatı geciktirmek isteyen hastada, ve ameliyat sonrası sonucun devamlılığını desteklemek için.
Değerlendirme nasıl yapılıyor?
Muayenede yüzü tek parça olarak değil, bölge bölge değerlendiriyoruz. Cilt analizi cihazıyla yüzeyin altındaki güneş hasarı, kırmızılık ve doku yoğunluğu görüntüleniyor. Bunlar hastaya da gösteriliyor, çünkü sorunu görmeden tedaviye ikna olmak zor.
Sonrasında konuştuğumuz şeyler: hangi bölge öncelikli, kaç seans gerekiyor, işlemden sonra işine ne zaman dönebilir, hangi mevsimde yapmak daha uygun.
Yaz ayları konusunda şunu ekleyeyim. Trakya'da yaz güneşi hafife alınacak gibi değil ve bazı işlemler sonrasında güneş koruması kritik. Uygulama takvimini hastanın hayatına göre kuruyoruz, kataloğa göre değil.
Sık sorulan sorular
Yüzde sarkma kaç yaşında başlar? Kolajen kaybı 25 yaş civarında başlar ama gözle görülür sarkma çoğunlukla 35 yaşından sonra fark edilir. Güneş maruziyeti yoğun olan kişilerde bu daha erkene çekilebiliyor.
Ameliyatsız yöntemler gerçekten sonuç veriyor mu? Doğru hastada, doğru cihazla ve doğru parametrelerle uygulandığında evet. Ancak sonuç kişiden kişiye değişir ve ileri derece sarkmada beklenen düzeyde olmaz. Hiçbir yöntem için kesin sonuç vaadi verilemez.
İşlemden sonra kaç gün sosyal hayata ara vermem gerekir? Uygulanan yönteme göre değişir. Enerji temelli bazı uygulamalarda aynı gün günlük hayata dönülebilirken, bazı lazer işlemlerinden sonra birkaç gün ayrılmak gerekebilir. Bunu randevu öncesi netleştiriyoruz ki iş ve sosyal planınız aksamasın.
Lüleburgaz veya Babaeski'den geliyorum, aynı gün dönebilir miyim? Çoğu uygulama için evet. Lüleburgaz'dan Kırklareli merkeze yaklaşık 45 dakika, Babaeski'den yaklaşık 40 dakika sürüyor. Randevuları bölge dışından gelen hastalar için tek seferde tamamlanacak şekilde planlıyoruz.
Edirne'den gelmem mantıklı mı? Edirne–Kırklareli arası yaklaşık 1 saat. Uzunköprü, Havsa ve Keşan'dan gelen hastalarım var. Yol planlamasını kolaylaştırmak için ilk muayene ve uygulamayı mümkün olduğunca aynı güne alıyoruz.
Kaç seans gerekir? Yönteme ve sarkma derecesine göre değişir. Bazı uygulamalar tek seans yapılıp yılda bir tekrarlanırken, bazıları seri halinde planlanır. Muayene olmadan seans sayısı söylemek doğru olmaz.
Etkisi ne kadar sürer? Kalıcı bir işlem yok, çünkü yaşlanma devam eden bir süreç. Genel olarak enerji temelli uygulamalarda etkinin bir yıl civarında sürdüğü, düzenli tekrarlarla korunabildiği kabul ediliyor.
Bu yazı yalnızca bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi kararı, hekim muayenesi sonrasında kişiye özel olarak verilir. Sonuçlar kişiden kişiye değişkenlik gösterir.
Dr. Kağan Cingöz — Deri ve Zührevi Hastalıklar Uzmanı İstasyon Mahallesi, Edirne Caddesi No:102, Kırklareli



Yorumlar